Q:haydar aliyev parkındaymış benim de fazla bilgim yok twitterda leyla ile mecnunun sayfasından öğrendim :)
he güzel, sahilde tam. orda izlerim o zaman pazartesi arkadaşlarla.
Q:Anonim cevaplamayacağını belirtmiştin sanırım fakat merak ediyorum; Leyla ile Mecnun'u izlemek için Kireçburnu'nda düzenlenen etkinliğe katılacak mısın?
tam nerdeymiş, duymamıştım. kesin katılırım, evimin önü zaten.
Tekel Niyazi’nin İbretlik Twitter Macerası
Niyazi abi mahallenin tekel bayisi, içimizden biri. Her mahallede ondan bir ya da birkaç tane vardır. Sultanbeyli’de Rıza abi, Esenler’de Cafer amca, Dudullu’da Osman dayı, Nişantaşı’nda mösyö Refik, Kireçburnu’nda da Niyazi abi işte… Açıköğretim işletme bitirir bitirmez açtığı 20 metrekarelik dükkanında mutludur Niyazi abi.
Niyazi abi, kâh tekel bayisinin yanındaki kırtasiyeciye sinkaflı şakalar yaparak, kâh karşıdaki nalbura el hareketi çekerek müşteri beklerken zaman öldürür. Esnafla samimi olacağım diye yırtınan zevzek üniversite öğrencisini bile bozmamıştır Niyazi abi, yüce gönüllüdür. Akşamları tezgah altından birasını içer, çektiği her yudumda ‘lan ne güzel, birayı geliş fiyatından içiyorum’ diye bıyık altından güler.
DÖNÜM NOKTASI 1: NİYAZİ ABİ LAPTOP ALIYOR
Yalnız Niyazi abinin hayatı son üç yılda biraz değişti. 2009’a girerken iki dükkan yandaki bilgisayarcı çakal Recep’in ısrarıyla kampanyadan aldığı laptop, Niyazi abiyi büyük bir değişime uğrattı. Akabinde üst kattaki Sami beylerin kablosuz internet şifresini kıran (123samibaba) Niyazi abinin o eski şen şakrak sosyal hali gitti, yerine 24 saat internette gezen asosyal bir liseli geldi.
Artık Niyazi abi komşu esnafla şakalaşmıyor, müşterilere karşı ilgisiz davranıyordu. Biri uzun marlboro istese kısa maltepe veriyor, şarap almak için gelen dükkandan ufak rakıyla çıkıyordu. Niyazi abinin hayatı artık internet olmuştu.
Ama işte Niyazi abi bu. Hepi topu saklanılacak 4 tane yeri olan sokakta saklambaç oynayarak büyümüş bir kuşaktan geliyordu. İnternette milyonlarca sitenin olması ona bir şey ifade etmezdi. O sadece facebook, ekşi sözlük, youtube ve kendisinden başka kimsenin bilmediğini sandığı bobiler’e giriyordu.
DÖNÜM NOKTASI 2: NİYAZİ ABİ TWİTTER’A GİRİYOR
Niyazi abinin internetteki faaliyetlerini keşfetmemizi sağlayan ise twitter oldu. Hilal Cebeci’yi takip etmek için açtığı @niyazireis nickli twitter hesabından ilk bir ay twit atmadı Niyazi abi. Hilal’in paylaştığı fotoğraflar kesmemeye başlayınca, Niyazi abi ikinci bir kişiyi daha takibe aldı; Erol Köse. Artık ısınmıştı twitter’a. Sırasıyla Demet Akalın, Okan Bayülgen ve Cem Yılmaz’ı takibe almıştı.
İlk twiti ise Cem Yılmaz’a attığı “abi sana çok gülüyorum ben ;)” menşını olmuştu. Bu menşın Niyazi abinin twitter macerasında kırılma noktası oldu. Artık gördüğü her ünlüye sonunda göz kırpma smileyi olan twitler atıyor, hatta takip edeni takip ederim diye aleme kışkırtıcı çağrılar yapıyordu.
Evet, şimdiye kadar fotoğraf makinesini eline almamış Niyazi abi, bio’suna “photographer” da yazmıştı. Hemen yanına da kendi bulduğu “esnaf bu milletin vazgeçilmez bir unsurudur, bakkal haysiyettir” özlü sözünü iliştirmişti.
İki ay içinde twitter’ın kurdu olmuştu Niyazi abi. Üç çocuk babası adam, #gelecektekisevgiliyenot tagına 15 twit atıyor, görücü usulü evlendiği karısını düşünmeden #yalnizimcunku trendinde coşuyordu.
Fransa boykotu gündem olduğunda “peki french kiss de boykot edilecek mi” twitlerini görür görmez, google’dan french kiss’in ne olduğuna bakmış, kendisi de yazmıştı. Artık gündem ne olursa olsun söyleyecek bir şeyi vardı Niyazi abinin. Twitter’daki genel eğilim yüzünden zamanında oy verdiği partiye muhalif olmuştu. “Bu ne kardeşim, dükkana mal getiriyorlar hepsi badem bıyıklı. Kadrolaşma bıktırdı artık” twiti RT rekorları kırmıştı. Çaktırmıyordu ama ara sıra twit de çalıyordu Niyazi abi.
Hatta bazen duyarlı gibi görünsün de RT edilsin diye hiçbir fikri olmadığı konularda twitler yazıyordu. Zamanı geliyor yere atılan sakızların kuşları öldürdüğüne dikkat çekiyor, zamanı geliyor kanbankasi.gen.tr’den gördüğü kan anonsunu “dayıma kan lazım” diye twitter’a aktarıyordu.
NİYAZİ ABİ NASIL KURTULDU?
Niyazi abi 5 ay gibi kısa bir sürede kendine tamamen yabancılaşmış, sanalda ünlülerle yazışan, ülke gündemine yön veren ama reelde iki yüz gram tuzlu fıstık tartmaktan başka işi olmayan bir adama dönmüştü. Bazen kendini raftaki cipslere bakıp ‘bu köhne yerde ben napıyorum’ diye hayatı sorgularken buluyordu. Bu yabancılaşma gittikçe asabiyet getiriyordu Niyazi abiye. Evde çocuklarını sevemez, karısının yüzüne bakamaz olmuştu.
Niyazi abi’nin özüne dönmesini sağlayacak tokat, bir akşam vakti askerlik arkadaşı Seco’dan geldi. Seco, bir akşam üstü tekel bayinin kapısından sessizce girip, internete dalmış Niyazi abinin kulağına sert bir fiske vurarak, 10 yıl aradan sonra Niyazi abinin karşısına çıktı. Niyazi, Seco’yu hemen tanıdı, kucaklaştılar. 20 saniyelik hal hatır sorma faslının hemen ardından 4 saat kadar askerlik anılarını yad ettiler. Ama Seco, Niyazi Abi’de bir terslik olduğunu sezmişti. O askerdeki cengaver bakışlı, askerliği Manisa’da yapmalarına rağmen her an düşman saldıracakmış gibi tetikte duran Niyazi gitmiş, 10-11 nöbetinde uyuklayan aylak Niyazi gelmişti.
Seco, Niyazi’ye direkt neyi olduğunu sormadı. Önce “Niyazi, aç güzel bir şarkı da dinleyelim” dedi. Niyazi abi, Amy Winehouse’dan Back to Black açınca Seco durumun vehametinin iyice farkına vardı. Söze “Niyazi noldu sana” diye başladı. “Seni tanıyamıyorum artık Niyazi. Nerede benim o komutanından dayak yedikten sonra hıncını bizden alan, mıntıka temizliğinde kaytarmak için kırk takla atan arkadaşım. Sana ne oldu böyle?”
Niyazi abi bir an sarsıldı. Ağlayarak anlatmaya başladı; “Seco, beni twitter bu hale getirdi. Önceleri her şey yolundaydı, arada bir girer Hilal Cebeci fotolarına bakıp çıkardım. Ama sonra kendimi kaptırdım. Tanıdığım her ünlüyle muhatap olmaya başladım, tanımadıklarımı burada tanıdım. Öyle bağımlısı oldum ki bunun, Erol Köse yine ne twitler çalmış bakayım diye diye çocuklarımı karımı ihmal ettim. Utanıyorum Seco, kurtar beni. Yabancılaştım kendime.”
Seco ne yapması gerektiğini biliyordu. Hemen laptopu kaldırıp dolabın üzerine koydu. Aslında yere atıp parçalaması gerekiyordu ama ‘çok paradır lan bu şimdi, Niyazi üstüme saldırır’ diye düşünüp çekindi. Cebinden 90’lardan kalma walkmanini çıkarıp kulaklığın tekini Niyazi’ye verdi. Orhan Gencebay’dan Hor Görme Garibi çaldıkça Niyazi abinin yüzüne kan yürüyordu, gözleri parıltısını geri kazanıyordu.
Niyazi abi o gece toparladı kendini. Bir daha twitter’a girmemeye yemin etti. Gece geç saatlerde tekel bayiden yükselen sesler sokakta yankılanıyordu; “Seco be, o değil de aynı ekip aynı bölük olsa yine gider yine yaparım askerliği ha!”
SON
Kıssadan Hisse: Seco hangi ismin kısaltması ya, çok saçmaymış.
NOT: 4 Ocak 2012’de yazmıştım bunu, tekrar postladım şimdi.
-beni sevmek zorundasın.
